Transperineal Prostat MR Füzyon Biyopsi
Transperineal prostat MR füzyon biyopsi prostat kanserini yüksek başarı oranıyla tespit ederken, kanama ve enfeksiyon gibi riskleri en aza indirir.
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser tiplerinden biri. İyi haber şu ki, lokalize yani prostat ile sınırlıyken tespit edildiğinde tedaviyi yüksek başarı oranıyla gerçekleştirmek mümkün. Cerrahi ile kişi kanserinden kurtulur. Yaşamına sağlıkla devam eder. Bu durumda prostat kanserinin tanısı hayati önem kazanır. Günümüzde MR eşliğinde yapılan füzyon prostat biyopsi yöntemleri altın standart halini almıştır.
Transperineal Prostat MR Füzyon Biyopsi Nasıl Yapılır?
Transperineal prostat füzyon biyopsisi, perine bölgeden yapılmasıyla diğer uygulamalardan ayrışır. Perine bölge, skrotum (testisler) ile anüs arasındaki alanı ifade eder. Süreç hastanın çok parametreli prostat MR’ının çekilmesiyle başlar. MR görüntüsünde lezyondan şüphelenilen yerler işaretlenir. Bu görüntüler biyopsi cihazına yüklenir. İşlem ameliyathane koşullarında ve genel anestezi altında yapılır. Ultrason probu rektuma yerleştirilir. Böylece detaylı MR ve anlık ultrason görüntüleri birleştirilir. Biyopsi iğnesi ise perineden ilerletilir ve prostata konumlandırılır. Örnekler alınır. Hasta bir süre gözetim altında tutulur ve genellikle aynı gün taburcu edilir.
Hangi Hastalarda Kullanımı Uygundur?
Prostat biyopsisi yapılması uygun görülen her hastada transperineal prostat MR füzyon biyopsi düşünülebilir. Peki, hangi hastalara prostat biyopsi yapılması gerekir?
- Kanda bakılan PSA değeri yüksek olan hastalar
- Rektal muayenede şüpheli bir lezyon tespit edilen hastalar
Bununla birlikte daha önce biyopsi yapılmış ancak kanser tespit edilmemiş bazı hastalara da yeniden biyopsi yapılması gerekebilir. Bu durumda MR füzyon prostat biyopsinin öncelenmesi gerekir.
Transperineal Biyopsinin Transrektal Biyopsiye Göre Avantajları
Günümüzde prostat biyopsisinin anlık ultrason ve detaylı MR görüntülemelerinin birleştirilmesiyle yani füzyon yapılarak çekilmesi bir gereklilik haline gelmiştir. Öyle ki işlem MR füzyon biyopsi ile yapıldığında tümörün tespit edilebilme oranı yüzde 90’ları geçerken, sadece ultrason ile yapılan uygulamalarda bu oran yüzde 50’lere dahi ulaşamaz.
Bununla birlikte füzyon biyopsi de iki şekilde yapılabilir. Biyopsi örneklerini makattan ya da perine bölgeden girerek almak. Transperineal prostat MR füzyon biyopsisinin, klasik transrektal MR füzyon biyopsiye belirgin bazı üstünlüklerinden bahsedilebilir. Bunlar nelerdir?
- Enfeksiyon riski çok düşüktür. İki yöntem arasındaki en belirgin fark da budur. Transrektal biyopside iğne, rektum duvarını geçer ve prostata ulaşır. Bilindiği gibi bağırsakta bakteriler vardır. Biyopsi iğnesi prostata ilerletilirken bu bakteriler de iğne ile birlikte taşınabilir. İdrar yolu enfeksiyonu ve nadiren de olsa sepsis gibi daha ciddi durumlar gündeme gelebilir. Transperineal yaklaşımda ise bu durum neredeyse tamamen elemine edilir. Biyopsi iğnesi, testis ve anüs arasındaki cilt dokusundan prostata ulaştırıldığı için bağırsakla bir temas söz konusu olmaz. Böylece enfeksiyon riski de çok büyük oranda ortadan kalkar. Konuyla ilgili yapılan çalışmalarda transperineal biyopsi sonrası hastada enfeksiyon görülme riskinin %1’in altında olduğu belirtilirken, transrektal biyopside ise bu oranın %5 ila 7 arasında değiştiği bildirilmektedir.
- Her ne kadar transrektal yaklaşım da kanseri tespit etmede oldukça başarılı olsa da, özellikle prostatın ön bölümündeki lezyonları transperineal giriş ile tespit etmek daha kolaydır. Böylece aslında prostatın her bölümünden eşit şekilde örnek alma imkanı doğar. Bu özellik bir diğer önemli avantajı da beraberinde getirir. İlk biyopside kanseri tespit etme olanağı oldukça yükseldiği için, ikinci bir biyopsiye ihtiyaç da azalır.
Hem tanı hem tedavi süreçlerinin her hastanın kendi özel durumuna göre planlanması gerektiği unutulmamalıdır. Daha fazla bilgi için whatsapp hattımızdan bizle iletişime geçebilirsiniz.